Tahvil faizleri ve para politikası baskıları

by karadenizpress

ABD Hazine tahvilleri yeni ev satışlarının Nisan ayında beklenenden fazla düşmesinin ardından önceki günkü düşüşü tersine çevirdi. Eylül ayı için faiz artırımı primi, riskten kaçışın aktif olduğu görülen dönemde %82’den %68’e yeniden fiyatlandı. UST 2Y getirisi %2,50’ye düşerken, çok izlenen 10Y ralli yaparak %2,75 ile kapandı. Enflasyon baskıları inatla yüksek kalmaya devam, bir durgunlukla sonuçlanabilecek agresif faiz artırımlarını içeren bir Fed politika hatası korkuları devam ediyor. Bu arada, dikkatler, Fed’in FOMC tutanaklarına kayacaktır.

10 yıllıklar halen %3 seviyesinin altında hareket etmektedir. Fed’in ters repo miktarı ise 2 trilyon doları aşmış durumda. Önemli olan ise ters repoya ödenen %0.80 faiz oranıdır. Fed hedef faiz oranını artırdıkça, RRP oranı da artar, ancak mevduat oranları geride kalır. Bu nedenle mevduatlardan para piyasası fonlarına ve fonlardan RRP tesisine para akışı olmaktadır. Fed’in itfa ettiği borçlanma araçlarıyla yönetilebilir bir daralma sağlayarak bilanço açısından ilerleyeceği görülüyor.

Hazine, pandemi sınırlama önlemlerine yönelik hükümet harcamalarındaki artışı finanse etmek için gereken rekor seviyelerden ihale boyutlarını küçültüyor. Ekonomik toparlanma, federal vergi gelirlerinde de bir sıçramaya katkıda bulundu. Hazine’nin finansman pozisyonundaki iyileşmenin, Fed’in Hazine tahvillerini bilançosundan çekmesi ile ortaya çıkması muhtemel artan ihtiyaçları karşılamaya yeterli olduğu değerlendirilmektedir. Fed’in Hazine takvimindeki QT’sini net bir şekilde etkilemese de, ikinci turun gelecekteki finansman ihtiyaçlarını nasıl etkileyeceği genel olarak değerlendirilecek. İyileşen ekonomi ve artan vergi gelirleri Hazine’nin borçlanma ihtiyaçlarını da azaltmış görünüyor, bu da daha az ihraç veya daha küçük ihaleler olacağı anlamına geliyor.

ABD tahvil faizlerinin bir düşüş kaynağı da, riskten kaçınma durumu olabilir. Fed bilançosunun tekniğinde ise, Covid öncesindeki 4-5 trilyon dolar seviyelerinden 9 trilyon dolara doğru artmış olan bilanço, daraltılmaya başlansa bile kriz öncesi seviyelerinin üzerinde kalmaya devam edecek.

ECB’nin Haziran toplantısı, Banka içinden yapılan son açıklamalarla beraber faiz oranı açısından canlı olacaktır. Piyasanın Haziran döneminde bir faiz artışını, Lagarde’ın açıklamaları neticesinde ele aldığını görüyoruz. ECB’nin faizleri artırmaya başlasa bile seri şekilde devam edemeyeceğini düşünüyoruz.

Türk varlıklarına bakacak olursak; lira Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıklayacağı faiz kararından önce dolar karşısında Aralık 2021’den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Yılbaşından bu yana dolar karşısında %17’den fazla değer kaybeden Türk lirası, gelişen piyasa para birimleri arasında da en kötü performansı sergiliyor. Türk lirasının değer kaybetmesi, para politikasının enflasyonu kontrol edemeyecek kadar gevşek olmasından, cari açığın genişlemesinden ve rezervlerin azalmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin brüt döviz rezervleri 13 Mayıs’ta sona eren haftada 4,8 milyar dolar azalmıştı. Perşembe günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin %14’te bırakılması bekleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 9 aylık Hazine bonosu ve 10 yıllık TÜFE’ye endeksli devlet tahvillerini altı ayda bir kupon ödemeli olarak yeniden ihraç etti. 10 yıllık TÜFE’ye endeksli tahvil ihalesinde reel bileşik faiz %-3,04 olurken, 3,7 milyar TL net satış yapıldı.

Kaynak Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

Related Posts

Leave a Comment